Dedemiz, Ali Rıza Efendi

               

 

Dedemiz, devrin tozlu yollarında yürümüş, sırtında bir milletin tarihini, yüreğinde bin yıllık bir hikâyeyi taşımış gerçek bir Anadolu çınarıydı.
 

Gençliğinde Osmanlı ordusunda asker olarak Yemen çöllerinde, Trablusgarp savunmasında görev yaptı ve 

Kurtuluş Mücadelesi’ne katıldı.

Savaşlar bittiğinde elindeki tüfeği bıraktı ama kalemini elinden hiç düşürmedi. Çünkü onun asıl savaşı şimdi başlıyordu:

 

Cumhuriyetin ilanından sonra köyüne döndü. Harf inkılabıyla birlikte okuryazarlık seferberliğine katıldı.
Köydeki eski harman yerini düzenledi, sıraları çakılmamış bir okul binasına dönüştürdü. Bir eliyle tahtayı tutarken diğer eliyle çocuklara harf öğretti.

 

Daktiloyu kendi başına çözmüş, kendi el yazısıyla ders notları hazırlamıştı. Mektupları dizdi, dilekçeler yazdı, komşu köylere kadar giden evrakları sırtında taşıdı.
Sadece öğretmenlik yapmadı; bazen muhtarlık etti, bazen de barıştıran oldu.


Bulunduğu yerin düzenini baştan kurdu, karanlığı aydınlatan kıvılcım oldu.